Kaybettiğimiz İnsanlık

Kaybettiğimiz İnsanlık

Bazen Soma, Ermenek, Zonguldak olurdu insanlık; kömür karası bir hüzün otururdu içine. Bazen Aylan bebeğin cansız bedeninin vurduğu kıyı olurdu insanlık;  okyanus kadar uçsuz bucaksız, o okyanusun içinde boğuluverirdin.
Bazen mülteci kampındaki Suriyeli çocuğun "Hayalim yok!" cümlesiydi insanlık, bazen Özgecan'ın geleceğe umutla bakan gözleri.
Bazen barış mitinginde ölülerin üstüne örtülen "Barış!" yazılı pankart olurdu insanlık; ironiye saplanıp kalırdın. Bazen sokağın ortasında dövülerek öldürülen gence atılan son tekme olurdu insanlık; özgürlüğünü savunmak için nerede yanlış yaptığını bilemezdin. 
Bazen oyun çağındaki kız çocuğunun giydiği gelinlik olurdu insanlık, bazense çalışmaktan yorgun düşmüş fabrika işçisinin ellerindeki nasır. Bazen kara kışta terlikle okula giden çocuğun ıslanmış ve üşümüş ayaklarıydı insanlık, bazen talan edilmiş evdeki mutlu aile tablosu, bazense babasının ölmüş bebeğini hastaneye yetiştirmek için taşıdığı çuval olurdu insanlık.

Yazdıklarım her gün televizyonlarda, gazetelerde gördüğümüz acı gerçeklerin sadece küçük bir kısmı. Ülkemizde ve aslında dünyanın her yerinde bu adaletsiz koşullarda insan haklarını savunmak, tüm insanların eşitliği için çabalamak bir tercih değil, 'insanlık' görevidir.

Kaybettiğimiz 'insanlığa' ithafen;

Öyle ölüler vardır ki,
ben onların öldüklerini düşündükçe,
vakit olur,
yaşadığımdan utanırım.
                     
                    Nazım Hikmet

 

 Çağla Sarıkaş
Ufuk TÖB LORP Asistanı